Tokat'ta 5.6 büyüklüğünde deprem!
  Bu akşam 52 bin kişi oradayız
  'Ukrayna'nın NATO üyeliğini destekliyoruz'
  2 yıla kadar hapis istemi
  İşte YÖK'ün kararı
  Yüz yüze eğitim açıklaması
  Berberoğlu yeniden milletvekili
  Karamollaoğlu'ndan Anayasa yorumu
  Anayasa uyarısı
  2021’nin ilk hediyesi
17 Nisan 2026 Cuma
GAZETE STAR
  •  
    •  » YEREL
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » HABER ARA
    •  » ARŞİV
    •  » TÜM HABERLER
    •  » VİDEOLU HABERLER
    •  » TÜM MAKALELER
    •  » FOTO GALERİ
    •  » GÜNÜN HABERLERİ
  • COVID-19
  • SİYASET
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KÜLTÜR SANAT
  • YAŞAM
  • SPOR
  • WEBTV
MOR VE ÖTESİ

MOR VE ÖTESİ
27 Mart 2024 18:39:43

Yazar : Naci Akın
Tarih
  • Whatsapp ta Paylaş

(SAĞDUYU İTTİFAKI VE

ZÜMRÜT-Ü ANKA KUŞU)

 

Başlığa bakıp da müzik yazısı yazacağımı falan sanmayın anlatacağım olaylar, 1979 yılında Türkiye seçmeninin neredeyse yarısını kapsayan Cumhuriyet Senatosu üçte bir yenileme ve boşalan 5 milletvekili ve 1 senatör için yapılan seçimlerde geçiyor. Ben AP Gençlik Kolları genel başkanlığını yürütüyorum. Manisa’da da babamın ve Senatör Ruhi Tunakan’ın vefatı dolayısıyla ara seçim var. Ben rahmetli Demirel’le birlikte Türkiye’yi dolaşıyorum ama aklım hep Manisa’da. Demirel çağırdı, Manisa Canuyar’a emanet sen kaygılanma mitinge kadar üç gün Manisa’da kal sonra İstanbul’da görevin var dedi.

Manisa mitingi akabinde ver elini İstanbul. Gerçekten de İstanbul’da olağanüstü ve çok farklı bir propaganda çalışması vardı. O güne kadar hiç görmediğimiz taktikler ve geleneksel yöntemler dışında kitlelere ulaşmanın yeni yollarını öğrendik. İstanbul’da gördüklerimize geçmeden önce 12 Mart Muhtırası sonrasında gelişen siyasi olaylara kısaca değinip o günkü siyasi ortamı nakletmek istiyorum. 

Muhtıra sonrası Başbakan Demirel demokratik şartların ortadan kalktığını söyleyerek istifa etti. Yeni Hükümeti ise CHP’den istifa ettirilip güya tarafsızlaştırılan faşizan eğilimleriyle tanınan Nihat Erim kurdu. Çoğunluğu teknokratlardan oluşan kabineye CHP, AP ve MGP de üye verdi. CHP’nin sol kanadındaki Ecevit Muhtıra bana karşı yapıldı söylemiyle hem hükümeti ve hem de Genel Başkanı İsmet İnönü’yü karşısına aldı. Bir yıl geçmeden CHP kurultayında İsmet Paşaya rağmen parti meclisini tümüyle ele geçirdi. Bunun üzerine CHP’nin sola kaydığı yönünde sert bir açıklama yapan İsmet Paşa partiden ve milletvekilliğinden istifa etti. Ertesi gün yapılan seçimde Ecevit CHP’ne genel başkan oldu. Paşacıların bir kısmı partiden ayrıldılar.

Ecevit kamuoyunda hızla taraftar topluyordu. O artık sadece CHP Genel Başkanı olarak değil, Karaoğlan diye anılıyordu. 1973 seçimlerinde CHP ilk kez AP’yi geçerek birinci parti oldu. Erbakan’ın MSP’si ile koalisyon kuruldu. 1974, 20 Temmuz Barış harekatı ile Karaoğlanın yanına bir de Kıbrıs Fatihi eklendi. Ecevit güzel konuşuyor, halka dokunmasını biliyor, “ne ezilen, ne ezen, insanca hakça bir düzen” sloganıyla da yoksulların gönlünü fethediyordu. Koalisyon kısa sürdü ve yeniden Demirel Başbakan oldu. CHP 77 seçimlerinden de birinci parti olarak çıktı ancak sandalye sayısı hükümet kurmaya yetmiyordu. Demirel eski koalisyon ortaklarını ikna etti ve yeniden başbakan oldu. Ecevit bunu türlü hazmedemiyor, gittikçe hırçınlaşıyordu. 12 küskün AP’li milletvekilini ayartıp 11 bakanlık vermek suretiyle kurduğu Güneş Motel hükümeti siyasi tarihimizin en büyük ayıbı olarak kayda geçti. Ecevit politikayı da ekonomiyi de bilmiyordu. Kısa zamanda, piyasada hayat pahalılığı, ikili fiyatlar, karaborsa ve yokluklar ortaya çıktı. Tüpgaz, akaryakıt, yağ, sigara ve daha birçok üründe kuyruklar aldı başını gitti. Kendisi dürüst bir siyasetçi olmasına rağmen, bakanlarının yolsuzluklarını göremedi. Anarşi aldı başını gitti, sokaklardaki kan gölünü durduramadı. Polis, öğretmen ikiye bölündü.

Ara seçim işte tam da böyle bir ortamda yapılıyordu. Seçimin sonuçları iktidar değişikliğine yol açmayacaktı ama halk durumdan rahatsız ve öfkeliydi. Karaoğlan ve Kıbrıs Fatihi imajı çoktan eriyip gitmişti. Demirel de halktaki bu öfkenin sandığa yansıması için tüm muhalif seçmenlere sağduyu çağrısı yapıyor ve “Milliyetçiler birleşiniz” sloganıyla tek bir yerde toplanmanın gereğini vurguluyordu. İstanbul Genel Merkezden ayrı çok farklı bir yol çizmişti. Haftalardır gazeteler İstanbul’da her tarafın mor afişlerle donatıldığını yazıyordu. Birkaç gün sonra ise mor afişlere önce “bu rengi iyi tanıyın” sonraki günlerde de çeşitli sloganlar konmuş. Bu taktiği pazarlama dersinde de okumuştuk. Önce tüketicide merak uyandırıp ilgisini çekmek yeterince ilgi topladıktan sonra da ürünün özelliklerini anlatmak Amerikan usulü bir reklam tekniğiydi. Çok da işe yaradığını öğrenmiştik. İstanbul’a indiğimiz gün ise “ mor afişlerde Umut dağın ardında oysa gerçek yanında” yazılıydı. Umut sözü “Umudumuz Ecevit” i çağrıştırıyordu.

Otogarda bizi İstanbul il gençlik kolları başkanı Mustafa Yelkenci karşıladı. Önce Cağaloğlu’ndaki Gençlik kollarına gittik. Sonra birlikte Beyoğlu’ndaki İl binasında Hüsamettin Cindoruk ile görüştük. O da bizi Mecidiyeköy’de başında merhum Murat Sökmenoğlu’nun bulunduğu propaganda merkezine gönderdi. Orada hummalı bir çalışma vardı. Salonda grafikerler eskizler hazırlıyor, metin yazarları akılda kalıcı sloganlar üretmeye çalışıyor, yeni taktikler deniyorlar ve gelip toplantı masasının başındaki Sökmenoğlu’na sunum yapıyorlardı.

Biz Murat Beye Anadolu’daki durumu aktarıp, İstanbul ve bu ofiste yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi alırken abim yaşlarında, keçisakallı, kot pantolonlu spor giyimli bir delikanlı yanımıza yanaştı, elindeki eskizleri göstererek onaya sundu. Murat bey birini seçti ve hemen matbaaya yetiştirilmesini istedi. Böylelikle önümüzdeki birkaç gün İstanbul’u süsleyecek mor afişler de tespit edilmiş oldu. Bu kez göz alıcı mor zemin üzerinde kocaman bir kırat logosu ilk kez ortaya çıkıyordu. Böylelikle halkın merakı giderilmiş ve çok beğenilmişti. Gerçi biz hep kırmızı zemine alışmıştık ama morun enerjisi kararsız kitleleri cezbetmişti.

Eskizleri getiren delikanlı benim de ilgimi çekmişti kim olduğunu sordum. Mesut Yılmaz, Erol Yılmaz Akçal bakanımızın kuzeni dediler. Amcası İzzet Akçal babamın Yassıada ve Kayseri’de hapishane arkadaşıydı. Sayın Cindoruk Yılmaz’ı İstanbul İl gençlik kolları kongresinde yönetime girmesi için önermiş ama 3 adaylı kıyasıya yarışta tek bir delegenin bile oyuna ihtiyaç duyulduğundan tanımayan biri için risk olacaktı. O gün yönetime seçilmiş olsaydı, ileride Özal tarafından keşfedilemeyecek, başbakan da olmayacaktı belki.

O gün birçok kişiyle tanıştım. Ünlü gazeteciler, eski DP, AP milletvekilleri, adaylar hepsi gelip gidiyorlardı. Vazifesini alan sahaya koşuyordu. Bu hareketlilik doğrusu beni ziyadesiyle memnun etmişti.  DP Milletvekili Mükerrem Sarol’un oğlu Demir Baran Sarol da bir sunum yaptı. Şehir hatlarının yolcu yoğunluğu olan iskelelerindeki video monitörleri kiralanacak, boğaz köprüsü, barajlar, rafineriler, Petkim, Demir Çelik gibi dev fabrikalar gösterilecek, Demirel’in mesajları verilecekti. Ne var ki Ecevit hükümetine bağlı Deniz işletmeleri buna izin vermedi. İstanbul’da birkaç gün daha kaldık, akşamları sahaya da iniyorduk. Birkaç gün içinde tüm İstanbul menekşe tarlasına döndü. Doğrusu kırata mor zemin de baya yakışmıştı hani.

14 Ekim günü yapılan seçimlerde AP İstanbul’un 10 senatöründen 6 sını kazandı ülke genelinde ise 50 senatörün 33 ünü aldı. CHP ise sadece 12 de kaldı. Ecevit % 16 oy kaybederek % 29 a kadar geriledi, zaten bir daha o oyu da göremedi. Milletvekili ara seçiminde ise AP 5 milletvekilinin ve 1 senatörün tamamını aldı ve % 54 oy oranıyla eski gücünü yeniden yakaladı.

Halk kötü gidişe dur dedi, sağduyu ittifakı galip geldi. Demirel daha güçlü olarak yeniden birinci parti oldu, MSP, MHP ve Demokratik Partiye kaptırdığı oyları geri aldı. Halk Ecevit’in karşısındaki en büyük güç olan AP’de buluştu.

Bugün AP yok ama Demirel’in o gün ortaya koyduğu sağduyu hareketi tüm yurtta fırtına gibi esiyor. Zira bugünkü ekonomik çöküş o günkünden çok daha vahim. Halk o günkünden çok daha mustarip. Emeklisi, çalışanı, çiftçisi, köylüsü, esnafı, sanatkarı çoktan kararını verdi. O gün Ecevit’in karşısında en güçlü gördükleri AP’de birleşenler bugün her beldede Cumhur ittifakı karşısında en güçlü gördükleri partiye ve adaya oy verecekler. İmamoğlu buna İstanbul ittifakı, genel başkanı Özel ise Türkiye ittifakı diyor. Aslında halka göre ittifakın adı sağduyu ittifakıdır.

Evet! Sağduyu ittifakı İstanbul’da İmamoğlu’ndan, Ankara’da Mansur Yavaş’tan, Manisa’da Ferdi Zeyrek’ten ve birçok büyükşehirde CHP adaylarından yana olacaktır ama Şanlıurfa ve Yozgat’ta YRP, Midyat, Kırkağaç, Ödemiş ve Çatalca’da Demirel’in evlatları DP adaylarından yana olacaklardır. Başka yerlerde de belki Deva, GP, Saadet ve her kim ki Cumhur ittifakı karşısında en güçlüyse ondan yana olacaktır.

14 Ekim 1979 sonrası meclis aritmetiği değişmediği halde eski Türkiye’nin siyası ahlakı gereği Başbakan Ecevit “millet bize muhalefet görevi verdi” diyerek görevinden istifa etmişti. Elbette bugün böyle bir onurlu davranışı kimseden beklemiyoruz.

Demirel yeniden başbakan olmuş, yokluk ve kuyrukları büyük oranda kaldırmış, ekonomiyi yeniden rayına sokmuştur. Ne yazık ki; Demirel’in azınlık hükümetini kurması üzerinden 10 ay geçmeden 12 Eylül hain darbesi yaşanmıştır. “Bizim çocuklar başardı” diyenlerin istekleri olmuş, Demirel’in ve Ecevit’in onaylamadığı Yunanistan’ın Nato’nun askeri kanadına dönmesi darbecilerce onaylanmış ve haşhaş ekimi yeniden yasaklanmıştır.  

Ne yazık ki; son serbest seçimde %54 oy alan AP ardılı DYP seçime bile sokulmamış, darbeci zihniyetin işbirlikçileri ve siyasal İslamcılar AP birliğinin, merkez sağın tedricen küçültülmesini sağlamışlardır. Kimse heveslenmesin 31 Mart seçimlerinden sağduyu ittifakı, masaları dağıtanlara, demokrasiye çelme takanlara, millet ittifakını dağıtanlara ve dağılmasına göz yumanlara rağmen galip gelecektir. 31 Mart sonrası bu sağduyu hareketinin başarısını sağlayan güçler merkez sağ küllerinden yeniden doğan Zümrüt-ü Anka kuşu gibi yeniden doğacak hak ettiği yere gelecektir.

Kalın sağlıcakla.

  Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış

Diğer Yazıları


  • Buyurun burdan yakın..
    13-03-2019 | 00 : 01 27
  • Keskin Sirke Küpüne Zarar Verir
    07-03-2019 | 20 : 38 44
  • MOR VE ÖTESİ
    27-03-2024 | 18 : 39 43
  • HİÇBİR GÜÇ MİLLİ İRADENİN ÜSTÜNDE DEĞİLDİR!
    01-07-2019 | 19 : 55 21
  • İSTANBUL'UN FATİHİ
    14-05-2019 | 21 : 28 38
  • 31 MART SÜRPRİZLERE GEBEDİR
    26-02-2019 | 09 : 41 29
  • İBN-İ HALDUN GÖZÜNDEN
    20-02-2024 | 21 : 40 08
  • ASLANKÖY DİRENİŞİNDEN AYFER YILMAZ'A
    08-03-2019 | 09 : 09 22
  • Ecevit'ten Damat Berat'a..
    20-02-2019 | 00 : 52 27
  • Hukuk ve demokrasi
    25-04-2024 | 22 : 19 28
  • KÖTÜYE GİDEN EKONOMİNİN FAİLLERİ BULUNDU
    21-03-2022 | 15 : 23 34
  • Rus turistin gözü Türkiye’de…
    01-06-2021 | 14 : 25 27
Tüm Yazıları

Köşe Yazarlarımız


  • Necdet Buluz
    Kuyumcuların döviz satma yetkisi yok
  • RECEP ÇETİN
    EREĞLİ’DE YAZILAN TARİHİ BİR ESER: “Kitâbü Bahri’l-Esved ve’l-Ebyaz”
  • Nedim Ceylan
    Türkiye’nin sunduğu hizmet kalitesine hayranı
  • Mehmet Can Ceylan
    Kapadokya kültür turizmi ile öne çıkıyor…
  • Naci Akın
    Bu dünyadan Cindoruk geçti..

Çok Okunan Köşe Yazıları


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

» Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
  • Naci Akın
    Bu dünyadan Cindoruk geçti..
  • RECEP ÇETİN
    “KAYA BAŞI MEKTEBİ-1706”- “MUALLİMİ ŞEYH AHMED” VE SULTAN SÜLEYMAN CAMİSİ
  • RECEP ÇETİN
    EREĞLİ’DE YAZILAN TARİHİ BİR ESER: “Kitâbü Bahri’l-Esved ve’l-Ebyaz”
  • Necdet Buluz
    KKTC’de oteller boş kaldı…
  • Naci Akın
    Bu dünyadan Cindoruk geçti..
  • Nedim Ceylan
    Turizmciler endişeli…
GAZETE STAR
İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

© gazetestar.com

  •   COVID-19
  •   Siyaset
  •   Gündem
  •   Ekonomi
  •   Dünya
  •   Kültür Sanat
  •   Spor
  •   Yerel
  • WEBTV
  • Yazarlarımız
  • Haber Ara
  • Arşiv
  • Tüm Haberler
  • Videolu Haberler
  • Tüm Makaleler
  • Foto Galeri
  • Günün Haberleri