Tokat'ta 5.6 büyüklüğünde deprem!
  Bu akşam 52 bin kişi oradayız
  'Ukrayna'nın NATO üyeliğini destekliyoruz'
  2 yıla kadar hapis istemi
  İşte YÖK'ün kararı
  Yüz yüze eğitim açıklaması
  Berberoğlu yeniden milletvekili
  Karamollaoğlu'ndan Anayasa yorumu
  Anayasa uyarısı
  2021’nin ilk hediyesi
17 Nisan 2026 Cuma
GAZETE STAR
  •  
    •  » YEREL
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » HABER ARA
    •  » ARŞİV
    •  » TÜM HABERLER
    •  » VİDEOLU HABERLER
    •  » TÜM MAKALELER
    •  » FOTO GALERİ
    •  » GÜNÜN HABERLERİ
  • COVID-19
  • SİYASET
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KÜLTÜR SANAT
  • YAŞAM
  • SPOR
  • WEBTV
Ali Osman Baba’dan HACI BABA’YA…

Ali Osman Baba’dan HACI BABA’YA…
09 Ekim 2024 11:02:03

Yazar : RECEP ÇETİN
Recep ÇETİN
  • Whatsapp ta Paylaş

 

      Babam Ali Osman Çetin, 20 Mart 2024 Çarşamba günü sabahında (05.50’de) vefat etti. Aynı gün ikindi namazına müteakiben defnettik. Allah rahmetiyle muamele etsin. Amin.

   Yıllar önce Kdz Ereğli-Çeştepe Mevkiinde bulunan türbenin resmi tescil işlemi için mahkemeye başvurmuştum. Zonguldak İdare Mahkemesi tarafından “tapu kaydında bile türbe olarak belirtilen” türbeyi resmi tescilde türbe resmiyeti kabul edilmedi. Üst mahkemeye yaptığımız başvuru haklı bulundu ve tekrar Zonguldak İdare Mahkemesi tarafından re’sen atanan bilirkişiler tarafından keşif yapılması istendi ve 22 Mart Cuma sabahı, Kuzey Deniz Saha Komutanlığından alınan izinler sonrasında mahkeme heyeti olarak türbeye gittik. Yani babamın ölümünün 2. Gününde yürürlükteki davanın görülmesi gereken yerde bulunmam istendi. Mahkemeye, babamın vefatını avukatım kanalıyla iletmiş olmamıza rağmen yine de bu mahkemenin (keşfin) görüleceği de söylenmişti. Emre uyduk ve davacı olarak istenenleri yaptım. Bu dünyanın mahkemeleri, maalesef böyle.

      Öyle bir dava açtım ki KAZANACAĞIM HİÇ BİR MADDİ GETİRİ YOK ama bunun yanında (kamu adına dava açmış olmama rağmen, mahkeme masrafları olarak) en azından bir buçuk maaşımı kaybedeceğim. Ve açtığım bu mahkeme, TÜRK VE İSLAM toprakları, ideali ve ülküsünün yaşandığı bir coğrafyada TÜRK MİLLETİ adına açıldı.

      Ve bu mahkeme Türkiye Cumhuriyetinin (yani devletimizin) KÜLTÜR BAKANLIĞI’na açıldı.

      Bu davayı açmadan önce CİMER ile başlayıp devletimizin (konuyla ilgili) her kurumuna başvuru yapıldı fakat tüm başvurularımız boşa çıktı. Ve sonunda bu emeklerimizin zayi olmaması adına mahkeme yoluna başvurduk.

      Mahkemenin ilk etabında Zonguldak İdare Mahkemesi aleyhimizde karar verdi. Dava aleyhimizde sonuçlandı. Biz de hemen bir üst mahkemeye resmi başvurumuzu yaptık ve itiraz ettik ama daha birkaç gün geçmeden T.C Kültür Bakanlığı avukatlarınca yazılan yazıda avukat ücretlerinin ödenmesi talep edildi, mahkemenin itiraz süreci dikkate alınmamıştı ve biz de hemen CİMER’e bir yazı yazıp, en azından itirazımızın sonucnun beklenmesi talebinde bulunmuştuk ve öyle de oldu aleyhimizde icra yoluna başvurulmamıştı. Fakat bu arada üst mahkemeden lehimize bir karar çıktı ve davada eksikliklerin olduğu görüldü ve mahkemenin tekrar görülmesi istendi.

      Davanın başında, ben davayı kaybedebileceğimi bilsem de yine daha davayı açmadan bile içimdeki manevi niyetim ile davayı kazanmış olduğumu hissediyordum. Çünkü davayı açış sebebi-m, (Allah rızası ve şehrimizin Türk İslam toprağı yapılmasında emeği ve katkısı olan bir zâtın kaybolan mezar yerinin tespit edilerek, yeni neslimize “bu şehirde bu kişilerin bu duyguları var” mesajımızı iletmek ve tarihi değerlerimize “vefa” idi.) Yani mahkemeyi sonuçta kaybetsem bile BU DUYGULARLA ZATEN DAVAYI AÇARAK KAZANMIŞTIM. Ama 22 Mart tarihli keşifte Mahkemenin hakimine “ben zaten bu mahkemeyi ilk defakinde kaybettim ve yine kaybedeceğimi de biliyorum” deyince Hakim Bey “o halde neden davadan feragat etmiyorsun” dedi.

      Davanın konusu: Kdz Ereğli tarihi boyunca, Ereğli halkınca HACI BABA olarak belirtilen ve Osmanlı Arşiv Belgelerinde HACI BABA TEKKESİ- HACI BABA TÜRBESİ gibi adlarla anılan belirtilen ve halen günümüze kadar varlığını koruyabilen ve şehrimizin ilk fetih edilme döneminde (Osmanlı’nın ilk dönemlerinde) Ereğli’de milli ve manevi olarak emeği bulunan ve kolonizatör derviş olarak da belirtilen BİR TÜRK İSLAM BÜYÜĞÜNÜN, şehrimizdeki milli ve manevi görevinin bitmesinden sonra Ereğli topraklarında vefat ederek yine bu topraklar üzerinde defnedilmesi ve işte bu zatın mezar yerinin (günümüzde) tespit edilmesidir. Evet davamızın konusu, bir Türk İslam büyüğümüzün şehrimizdeki mezar yerinin-türbesinin tespiti-tescili davasıdır. (Her ne kadar askeri kontrol ve konvoy aracı ile de olsa (Hacı Baba’nın mezarında Fatiha okuyarak başladığımız) davamızın keşfi yapıldı ve ayrıldık.

      Mahkemenin Zonduldak İdare Mahkemesi Duruşma Salonundaki mütealasında Mahkeme Başkanı Halil Bey, merakından kaynaklı olarak beni ayağa kaldırıp “kendinizi tanıtır mısınız ve bu davayı neden açtınız” şeklinde soru yöneltti. Dediğim gibi mahkemenin de hakiminin de içinde merakları vardı, bir adam kalkmış şehrindeki bir mezarı türbeyi dava etmiş ve davanın maddi manevi tüm bedellerini de ödeyecek! Şahsi bir talebi de yok. Oysa mahkemede görülen davalar genelde şahsi hesaplar üzerinde olur ve dava açanlar hep maddi bir şeyler kazanma üzerinedir.

      Oysa Davacı Recep Çetin bu dava çerçevesinde herhangi bir özel hak talebinde bulunmadığı gibi mahkemenin tüm masraflarını da ödemek zorundadır ve keşif bilirkişileri için mahkeme tarafından istenen masraf ücretlerini de ödeyemediği gibi mahkeme tarafından yapılan araştırmada kendisinin evinin arabasının ve hatta dedesinden miras kalan ahşap bir evinin de olduğu (bu ev geçen yıl çürümesi nedeniyle çöktü-yıkıldı ama bu makeme bunu da tespit etmeli) tespit edildiği mahkeme evrakıyla kayıtlara geçirilmiştir.

      İş bu keşif gününde, belki de birbuçuk maaşım tutarındaki dava masrafını ödeyecek olmamdan kaynaklı olarak, Hakim Bey’e hitaben “bu türbe, TAPU kaydında zaten TÜRBE ve ben türbenin – türbe olmasını dava etmiş bulunuyorum” diye söze başladım. Ve hatta, keşifteki bilirkişilerin Arkeoloji ve Sanat Tarihi uzmanlarından oluşmasına da tepki göstererek “bu davanın konusu Ereğli’nin Osmanlı tarihidir ve davanın çözümü için bir tarihçinin keşif heyeti içinde bulunması gerektiğini” söyledim (resmi yazı ile mahkeme dosyasına da sundum). Ama Hakim Bey, şahsıma “birinci ofsayta düştüğümü” yani sözlü hata ettiğimi söyledi. Ve bu kez, türbenin yanındaki bir mezar taşının (ki bu dava çerçevesinde tescil edilmiş olan bir taşın) tescil edilmiş olmasına rağmen harap olduğu ve yerinin de değiştirildiği ve resmi kurumlar tarafından 1600 yılına ait bir taşın muhafaza edilemediğini söylemeye çalışırken, Davalı tarafın yani Kültür Bakanlığı^nın temsilcisi Ereğli Müzesi Memuru tarafından şahsıma tepki gösterildi ve ben de tepkisine karşı tepki verirken, bu kez de ikinci ofsayta düştüğüm iletildi. Derken Hakim Bey “Hocam üçüncü defa ofsayta düştün” dedi. Yani davamı savunurken uyarılar aldım. Ben de “Hakim Bey, üç defa ofsayta düşsek de bir gol atmamız gerekiyor” dedim. Çünkü Davacı olarak KAMUYA AİT BİR KONUDA MÜDAFAA HAKKIMI KULLANMAYA ÇABALIYORDUM. Çünkü biliyordum ki dava yerindeki bilirkişiler, (bir önceki keşifte olduğu gibi) türbe binasının sadece sanat tarihine ve mimari özelliklerine bakarak “mahkemeyi aleyhimizde sonuçlandıracaklardı”. Hatta bir ara keşifteki bir bayan bilirkişi (arkeolog) türbe içinde bulunan sandukanın kaldırılmasına dair teklifte bulundu. Sandukanın zemin yapısını arkeolojik incelemek için bunu istemiş olmalıydı. Ama ben o an “bu hata olur, bu zatın bu sandukasını kaldırmak ve altında inceleme yapmak için başkaca izinlerin de alınması gerektiğini, köy-mahalle muhtar-ihtiyar heyetinin de burada bulunması gerektiğini ve hatta Müftülük yetkilileri gibi (İslami değerlendirmeleri yapabilecek) başka bir heyetin de izinleri olması gerektiğini söyledim. Ve sandukaya yönelik bir adımdan vaz geçildi.

      Yaş olarak 50’ye dayanmış bir insanım. Şehrimiz Kdz Ereğli’de, yaklaşık 20 yıldır amatörce de olsa, şehrimizin yerel tarihi üzerine araştırmalar yapıyorum. Bu araştırmalarımı gerek bu gazete köşe yazılarında gerekse de tek maaşım ile çıkarmaya çalıştığım kitaplarla yayınlamaya çalışıyorum. E tabi ki beraberinde araştırmalarımız üzerinde yazılar ile kavga da ediyoruz ve yaptığımız kavgalar da ahırette önümüze gelecek. Hak yolda mı bâtıl yolda mı kavga ettik diye.. Bu bilinçle yazmaya araştırmaya ve semâya sesimi sözümü duyurmaya devam edeceğim.

 

ÇEŞTEPE TÜRBESİ KDZ EREĞLİ BELEDİYESİ MÜLKİYETİNDE

   Dava konusuna çalışırken, Çeştepe’deki mezarlık ve türbenin Kdz Ereğli Belediyesi tapu mülkiyetinde olduğunu öğrenmiş ve hemen belediye başkan yardımcısı olan Haluk Okur’a gitmiştim.

      Çeştepe’deki Hacı Baba Türbesi ile ilgili olarak, iş bu dava sürecinde şahsımın çabalarına yönelik yardım istemiştim. Fakat Sayın Okur “benim hurafelerle işim olmaz. Dinsel törensel şeylerle ilgili hiçbir şey yapmam” şeklinde ifadeler ile karşılık verince “ben sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim” diyerek teşekkür edip ayrılmıştım.

 

HACI BABA’YI VE ÂB-I HAYAT’IN HIZIR’INI RÜYADA GÖREN BİR DOST

      Ereğli’de medfun olan Hacı Baba hakkındaki araştırmalarımızdan haberdar olan bir dostumuzun, bizimle paylaştığı şu rüyasını da bu yazımıza ekleyebilirim:

 

     “Yüksekçe bir tepeden sakallarını sıvazlayıp ellerini gökyüzüne kaldırıp bize dua ediyordu. Yanımdaki arkadaşım, parmağıyla gösterdi, “bakk abla bakk, Hacı Baba, o Hacı Baba” diyordu “Rabbül alemin hayrınızı, hayırlara çıkarsın, yollarınızı açsın” diyordu. Gördüğü rüyadaki kişinin tipi hakkında ise “İrice, heybetli ve sakallı idi” şeklinde bir cevap almıştık.

      Yine bu tanıdığımız kişi, gördüğü rüyanın devamını ise “Esselamu Aleykum Hızır ehli” diye “bir ses duydumm, sonra beyazlar içinde biri gelecek diye bekledim. Ama gelmedi. Ama HIZIR (a.s) vardı orada”, yanımdaki arkadaşlarıma dönerek “esselamu aleyküm Hızır ehli” dedi. 

      Yani rüyamda, “Hacı Baba ve Hızır’ın olduğu bir ortamda” idik. Hızır’ın yüzünü göremedim. Ama rüyamda gördüğüm diğer arkadaşlarıma dönük bir şekilde “selam verdi” “esselamu aleyküm Hızır ehli” dedi. Çünkü onlar Hızır ve Hacı Baba hakkında okuma ve araştırma yapan dostlarımdı.

       Önce “Hacı Baba’yı yüksekçe bir yerde gördüm” sonra “o kaybolunca, tam karşı hizasında Hızır’ı gördüm”. Art arda oldular göründüler.

***

      SEVGİLİ DOSTUM, BU YAZIYI OKUMUŞ İSEN, ŞEHRİMİZİN TARİHİNE VE MANEVİYATINA DAİR, BİR KATRE DE OLSA BİLGİ SAHİBİ OLMUŞ OLDUN. İŞ BU ÇALIŞMA VE ÇABALARIMIZIN BEKLEDİĞİMİZ GÜZEL SONUÇLARA EREBİLMESİ İÇİN, ŞAHSIMIZA DUANIZI ESİRGEMEYİN OLUR MU! BİL(ELİM) Kİ BU ŞEHİRDE MANEVİ ERENLERİN EMEKLERİ VAR, O ERENLERDEN BİRİNİN MEZARI ASKERİ ALAN İÇİNDE VE  BELKİ DE (BİZ BUGÜN ASKERİ KOTROLLERDEN GEÇEREK MEZARA ULAŞSAK DA BU DURUMA KIZSAK DA) ALLAH BU ŞEKİLDE ONU-MEZARINI KORUYOR DA OLABİLİR.

      ALLAH U ÂLEM!

      Bu yazı 14 Ramazan 1445 Hicri-sinde yazıldı. (Miladi-24.03.2024)

  Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.

 Yorumlar ( 2 )

Orhan ORAL
2 yıl önce

Rabbim muvaffak eylesin.

 Beğen (3)

Gamlı Gamiş
2 yıl önce

Recep bey hocam öncelikle muhterem babanızın vefatını hatırlamamdan dolayı baş sağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.
Sen doğru istikamettesin ^'BİL(ELİM) Kİ BU ŞEHİRDE MANEVİ ERENLERİN EMEKLERİ VAR, O ERENLERDEN BİRİNİN MEZARI ASKERİ ALAN İÇİNDE VE BELKİ DE (BİZ BUGÜN ASKERİ KOTROLLERDEN GEÇEREK MEZARA ULAŞSAK DA BU DURUMA KIZSAK DA) ALLAH BU ŞEKİLDE ONU-MEZARINI KORUYOR DA OLABİLİR.' Tüm engellemelere yıldırmalara karşı dayanabildiğin kadar dayan. Bu çalışmalarınızdan ve gayretlerinizden dolayı Allah yardımcınız olacaktır. Allah yüreğinize, zihninize, bileğinize, Kaleminize güç kuvvet versin.

 Beğen (5)

  • s.
  • 1

Diğer Yazıları


  • ALAPLI BEYİ “YAZICIZADE HACI HÜSEYİN BEY”İN HAZİN ÖLÜMÜ
    11-07-2025 | 18 : 19 53
  • POSBIYIK “BURADAN SÖZ VERİYORUM, 6. DÖNEMDE ATLISINI YAPACAĞIM”
    18-07-2025 | 16 : 06 54
  • UZUN MEHMET TORUNU Muhtarın, Kalbi Daha Fazla Dayanamadı
    04-08-2025 | 11 : 20 00
  • Ali Osman Baba’dan HACI BABA’YA…
    09-10-2024 | 11 : 02 03
  • Böyle Dolandırıcılık Görülmedi!
    19-11-2024 | 20 : 34 19
  • AKINCI “DELİLER” VE “PINARCIK-LILAR”
    21-09-2025 | 23 : 30 09
  • “TARİH DOĞA DERNEĞİ, EREĞLİ’NİN TÜRK İSLAM TARİHİNİ GÖZARDI ETMEMELİ”
    11-06-2025 | 22 : 26 50
  • AKTAŞ TÜRBESİ ve KAYYUMZADE ŞEYH ALİ EFENDİ
    19-08-2025 | 21 : 34 04
  • Ereğli'deki "Tek Göz”ler Kim-in Kim-e Mesajı?
    16-10-2024 | 19 : 33 03
  • TARİHİ GERÇEKLERİN “CAN”INI YAKAN “CANVER”
    30-12-2025 | 23 : 58 41
  • “El(Ler)İ-Niz Kurusun” “Cehenneme Çocuk Yetiştirin” E Mi!
    12-12-2024 | 12 : 38 23
  • POSBIYIK: “RECEP KAHYA MEZARI YAPTIRACAĞIZ, AMA ARAŞTIRMACILAR, FARKLI YERLERİ BELİRTİYOR!”
    19-06-2025 | 00 : 56 07
Tüm Yazıları

Köşe Yazarlarımız


  • Necdet Buluz
    Kuyumcuların döviz satma yetkisi yok
  • RECEP ÇETİN
    EREĞLİ’DE YAZILAN TARİHİ BİR ESER: “Kitâbü Bahri’l-Esved ve’l-Ebyaz”
  • Nedim Ceylan
    Türkiye’nin sunduğu hizmet kalitesine hayranı
  • Mehmet Can Ceylan
    Kapadokya kültür turizmi ile öne çıkıyor…
  • Naci Akın
    Bu dünyadan Cindoruk geçti..

Çok Okunan Köşe Yazıları


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

» Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
  • Naci Akın
    Bu dünyadan Cindoruk geçti..
  • RECEP ÇETİN
    “KAYA BAŞI MEKTEBİ-1706”- “MUALLİMİ ŞEYH AHMED” VE SULTAN SÜLEYMAN CAMİSİ
  • RECEP ÇETİN
    EREĞLİ’DE YAZILAN TARİHİ BİR ESER: “Kitâbü Bahri’l-Esved ve’l-Ebyaz”
  • Necdet Buluz
    KKTC’de oteller boş kaldı…
  • Naci Akın
    Bu dünyadan Cindoruk geçti..
  • Nedim Ceylan
    Turizmciler endişeli…
GAZETE STAR
İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

© gazetestar.com

  •   COVID-19
  •   Siyaset
  •   Gündem
  •   Ekonomi
  •   Dünya
  •   Kültür Sanat
  •   Spor
  •   Yerel
  • WEBTV
  • Yazarlarımız
  • Haber Ara
  • Arşiv
  • Tüm Haberler
  • Videolu Haberler
  • Tüm Makaleler
  • Foto Galeri
  • Günün Haberleri