Tokat'ta 5.6 büyüklüğünde deprem!
  Bu akşam 52 bin kişi oradayız
  'Ukrayna'nın NATO üyeliğini destekliyoruz'
  2 yıla kadar hapis istemi
  İşte YÖK'ün kararı
  Yüz yüze eğitim açıklaması
  Berberoğlu yeniden milletvekili
  Karamollaoğlu'ndan Anayasa yorumu
  Anayasa uyarısı
  2021’nin ilk hediyesi
17 Nisan 2026 Cuma
GAZETE STAR
  •  
    •  » YEREL
    •  » YAZARLARIMIZ
    •  » HABER ARA
    •  » ARŞİV
    •  » TÜM HABERLER
    •  » VİDEOLU HABERLER
    •  » TÜM MAKALELER
    •  » FOTO GALERİ
    •  » GÜNÜN HABERLERİ
  • COVID-19
  • SİYASET
  • GÜNDEM
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • KÜLTÜR SANAT
  • YAŞAM
  • SPOR
  • WEBTV
ALAPLI BEYİ “YAZICIZADE HACI HÜSEYİN BEY”İN HAZİN ÖLÜMÜ

ALAPLI BEYİ “YAZICIZADE HACI HÜSEYİN BEY”İN HAZİN ÖLÜMÜ
11 Temmuz 2025 18:19:53

Yazar : RECEP ÇETİN
Recep ÇETİN
  • Whatsapp ta Paylaş

GİRİŞ: 2014 yılında yayınladığımız ORHAN GAZİ VE BİR FETİH kitabımızda Alaplı tarihine dair önemli bilgi belgeler paylaşmış idik. Bugünlerde Alaplı mezarlığında vatandaşların tespit ettiği bir taşını, 2014 yılında yayınladığımız kitabımızda paylaşmıştık. O mezar taşını şimdi de buradan tekrar paylaşalım:

Dönemin önemli bir gazetesi olan Takvim-i Vekayi’nin 7 Zilhicce 1267 sayılı numunesinde, Alaplı’nın 1851’de Yazıcı Hüseyin Bey tarafından idare edildiği bilgisini ediniriz.

Alaplı o tarihlerde Kastamonu Eyaleti Bolu Sancağına bağlı bir kaza konumundadır. Kazalar o sıralarda “ayan”lar (nüfuzlu kişiler) tarafından idare olunurdu.

İstanbul ile (Padişahlık ile) sürekli olarak çatıştığı belirtilen Yazıcı zade Hüseyin Bey hakkında, dönemin hükümeti tarafından aşar (öşür) gelirleri bahanesi edilerek dava açılır. Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye tarafından mahkum edilir. Sonrasında başka bir yere sürülmesi kararlaştırılır. İlgili müeyyide evrakının, dönemin padişahı olan Abdülhamit tarafından onandığı da belirtilir. Ve Hüseyin Bey kısa süre de olsa yöreden uzaklaştırılır. Gönderildiği yer kesin olarak bilinmese de Yugoslavya’nın Prictine şehri olarak belirtilir. Yazıcı zade Hüseyin Bey, Cezasının ardından Gelibolu üzerinden yine memleketi olan Alaplı’ya geri dönmüştür. Hatta Gelibolu’dan gelmeden önce orada bir cami yaptırdığı da söylenir.. Kaynak: alaplimuftulugu.gov.tr/anasayfalar/ilcemiz.htm  

R.Ç NOTU: Alaplı’da tespit edilen bu mezar taşında adı belirtilen YAZICIZADE HÜSEYİN BEY ile Büyük Tekke Köyünde tespit ettiğimiz YAZICIZADE HÜSEYİN AĞA mezar taşları ve kişileri farklı kişilerdir.

        

 

Yazıcızade Hacı Hüseyin Bey’in mezar taşında şu ifadeler yazmaktadır:

'Huve'l-Baki.

Yazıcı zade Hacı Hüseyin Bey; hayfa (yazık-eyvah)

 Gerdeğe girdiği gece fetheyledi kabrim, beka.

Acep dostlar ne hikmetdir bu hikmet.

Gelenler göç edip gitmekte hasret.

Ben dedim ‘el-hükmü’llaha razıyım’ her emrine.

Çün, EZELden böyle TAKDİR eylemiştir Zülcelal.

Merhumun Ruhuna Fatiha.

Rumi: 17 Nisan 1315. – Miladi: 29 Nisan 1899

 

Hüseyin Bey’in Osmanlı Sarayına çok yakın biri olduğu bilinir. Kendisine saraydan gönderilen bir cariye ile girdiği gerdek gecesinin sabahında öldüğü belirtilir..

Yaşlılık döneminde yaşanmış olan bu olayda (ölümde), kalp sektesinden ölmüş olabileceği ihtimali gibi saraydan gelen cariyenin onu zehirlemiş olması ihtimali de dikkate alınmalıdır..  Yörede bulunan yaşlı insanların inanışı, zehirlendiği yönündedir.. 

Olay 1899 yılında yaşanmış olup, dönem 2. Abdülhamit dönemine intikal etmektedir. II. Abdülhamit’in hüküm sürdüğü zaman dilimi: 31 Ağustos 1876 - 27 Nisan 1909 (32 yıl, 7 ay ve 27 gün).

 

ŞİMDİ GELELİM OSMANLI ARŞİVİNDEN BELGELER İLE

“BU OLAY NEDEN YAŞANMIŞTIR” CEVABINI ARAMAYA:

Aşağıda sunduğumuz belge 16 Ağustos 1894 tarihli. Yani yukarıdaki mezar taşında bahsedilen tarihten 5 yıl önceye ait. Peki bu arşiv belgesinde ne diyor: “EREĞLİ’ye bağlı ALAPLI Nahiyesi ÇARŞISINDA Pazar yeri olmak üzere, kaza-yı mezkur, …. Yazıcızade Hacı Hüseyin Bey…”  “PAZAR YERİNDE FAZLA OLARAK BULUNAN ARSANIN, müzayedesine mani olduğu bildirildiğinden, bunun önlenmesi”… Anlaşılan o ki halk ile iletişimsizlikler var ve kendisinin şikayete maruz kaldığı ortada. Bu durumda her türlü entrikanın yaşanabilecek olması, muhtemel.

AŞAĞIDAKİ BELGE: 9 EKİM 1890 YILINA AİT

Belgede “Alaplı’da kurulmak pazaryeri kurulmak üzere, ahali tarafından devredilen YERİN MAHALLİ HÜKÜMETÇE SATILMASI TEŞEBBÜSÜNÜN ÖNÜNE GEÇİLMESİNİ isteyen Ereğli’nin Alaplı Nahiyesinden Hüseyin ve Ahmed adlı kişiler tarafından verilen Arzuhalin, Vilayet tarafından icabının icra olunması üzere gönderildiğinden bahsedilmektedir.

Anlaşılan o ki Alaplı’da halk tarafından PAZAR YERİ olması üzerine, KAMUYA devredilen tarlalarda satış vb halk ile yetkililer arasında sorunlar yaşanmış ve belki de bu sorunlar sonunda Yazıcızade Hüseyin Bey öldürülmüştür.

 

İLHAMİ YAZGAN İLE YAZICIZADE HÜSEYİN BEY TORUNU

SEBAHATTİN YAZGAN RÖPORTAJI

 

Efsaneye göre Yazıcızade Hüseyin Bey, Alaplı`nın önde gelen bir “derebeyi” imiş! Osmanlıya başkaldırmış!. “Derebeyi” kendi başına buyruk,  devlet adına çalışan fakat zamanla bu bağları koparıp nüfuz ve kudret sahibi kişiler hakkında kullanılan bir tâbirdir. 

Devlet tarafından müsamaha görüp zamanla güçlenerek hanedanlık kuran ve bu güçle asayişi bozan derebeyleri Osmanlıda oldukça fazlaydı. Fakat araştırmalarıma göre Yazıcızade Hüseyin Bey'in böyle hanedanlığı olmamış. Hatta “derebeyi” olarak hüküm sürdüğü söylenen Alaplı`dan Gelibolu'ya sürgüne gönderildiği zaman, bir dönem sürgün oluşu ve sonrasında tekrar Alaplı`ya dönüşü… Türk edebiyatında Kemal Tahir'in kullandığı "Osmanlı'da oyun bitmez" deyimi Yazıcızade Hüseyin Bey'in de bağrında devam etmişe benziyor:  “Saraydan gönderilen cariye ile girdiği gerçek gecesinin sabahında koca Yazıcızade Hüseyin Bey ‘zehirlenerek’ ölümü. Daha doğrusu saraydan gönderilen ‘ajan’ cariye tarafından zehirlenişi. Bir de üstüne üstlük kimseye sezdirmeden gerdek sabahı ailenin bir küp dolusu külçe altınıyla ortadan kayboluşu...

Yazıjizade Hüseyin Bey`in 3 kuşaktan torunu olan ‘maden emeklisi’ Sebahattin Yazgan amcayı kısa bir süre önce kaybettik. Toprağı bol olsun, amcanın Soma`da yapılan cenaze töreninde bulunamadım, lakin bir kaç kelime de olsa ardından söz etmek isterim. İnsanlık hali ne olur ne olmaz;  ömrümüze sığdırdığımız anıları, onbeş günde anlatmamazlık yapmayalım, geride yaşanılan hoş sohbetlerin haz veren anıları çanlı tutalım.

Girişte bahsettiğim Yazıjizade Hüseyin Bey`in geride bıraktığı ve bir kaç kuşaktan bu yana aile ve akrabalar arasında yaşanan sorunlardan uzak durmuş birisi Sebabahattin amca. Bir dönem Almanya`da çalışan, yetiştirdiği altı kızını alıp Türkiye`ye dönen, İzmir Soma ve Dikili üçgeninde yaşamını geçiren birisiydi. Ama hiçbir zaman da Alaplı ile bağlarını, akrabalarıyla olan iletişimini, doğduğu toprakları unutmadı. Yılda birkaç kez Alaplı`ya uğramış, Alaplı`da akrabaları tarafından her daim saygıyla karşılanmıştır.

Ölümün ardından yazmak zor… Ama yazmak gerek. Yazılmalı. Tarihe not düşülmeli…

Yazıjizade Hüseyin Bey`in beş çocuğu olmuş. Birinin adı ŞÜKRÜ. Şükrü Yazıjizade`nin 1965 yılında ölen oğlu Mehmet İZZET Yazgan`dan (eşi Şerife) beş çocuk dünyaya gelmiş. İki kız üç erkek; kızların biri Hacer Yazgan diğeri Havva Yazgan. Erkeklerin ismleri Mehmet Necati Yazgan, Avni Yazgan, ve Mustafa Kazım Yazgan. Kazım, Sebahattin amcanın babası.  Mustafa Kazım Yazgan 1945`de Alaplı`yı terkedip Soma`ya yerleşmiş. Somaya yerleşme hikayesini Sabahattin amca şöyle anlatmıştı birkaç yıl önce: “İnsanlar alınıp maden ocağına sokulurdu o zamanlar. Mükellef memurları vardı, insanları takip ederdi. Kaçarsan aç kalırdın. Başka işte çalışamazdın. Yakalandığında tekrar maden ocağına sokarlardı. Kimse girmemeyi aklından geçiremezdi. 1940 yılında çıkartılan mükellef kanunu kapsamında zorunlu çalışma vardı. Eee… yoksulluk da vardı tabi ki, kimisi mecburiyetten çoğunluğu yoksulluktan. Babam, amcalarım Avni ve Necati zorunlu çalışmaya tabii tutuldular. Ama durumdan hiç hoşnut değillerdi. 1943`de mükellefiyetten kaçıp Soma`ya madende çalışmak için gittiler. İlk babam gitmişti. Avni ve Necati amcam sonra Soma`ya geldiler. Geldiler ama haklarında arama kararı çıkmış ve Soma`ya haber gelmiş; bu kişiler aranıyor orada mı diye sormuşlar. Babamın tanıdığı bir mühendis vardı, o babam için “burada yok” diye bildirimde bulunmuş. Necati amcam ise Soma`daki işi hemen bırakıp Malatya`ya gitti ve orada çalışmaya başladı. Avni amcam ise Soma`da yakalandı. Askerliğini yapmış olmasına rağmen ceza olarak Edirne`ye inşaat taburuna gönderildi. Bir süre orada yol inşaatlarında çalıştı ve daha sonra somaya döndü… “

Sabahattin amcanın bu anlatımlarından üç erkek kardeşin ağır çalışma koşullarından kurtulup Soma`da tekrar maden ocaklarında çalışmaya başladıklarını anlıyoruz. Neden tekrar Soma`daki madenlerde çalışmaya başladıklarını ben maalesef anlayamadım ama erkek kardeşlerden ikisinin tekrar Alaplı‘ya dönmüş.

Babasının neden Soma`da kaldığı Sebahattin amca şöyle anlatmakta:

“Kızıltepe`de ormanlık ve ekili arazilerimiz vardı. Yazın Kızıltepe`den meşe odunları toplayıp Konak`ın altında bulunan hem ahır hem de odunluk olarak kullanılan killere yığılırdı. Eskiden bu odunlar İstanbul`a gönderilirmiş. Orada bir şirket varmış. Gemilere yüklenen odunlar aynı zamanda sarayın yakacak odunu olarak kullanılırmış. Zonguldak-Alaplı arasında çalışan üç tane tomruk taşıma vapurunu hatırımda var. Hatta İstanbul tüccarlarının Yazıjizade oğullarının borçlarından dolayı Alaplı`daki mallarımıza haciz gelmişti. Bu nedenle mallar kadınların üzerine yapılmıştı. Yazıjizade oğulları Alaplı`nın varlıklı ailelerinden biriydi. Konak`ın tuvaletteki mermerlerin benzerini ben Topkapı sarayında görmüştüm.  Konak`ın her odasında bir banyo vardı. Ortak bir mutfak kullanılırdı. Orada yemekler pişirilir topluca yenirdi.   Yanları nakışlı, işlemeli büyük bir ayna vardı Konakta. Sinikilli ninem bir gün kızıp bu aynayı tutup pencereden aşağı attı. Çok sinirli bir kadındı. Kocası İzzet Hindistan ve Yemen`e gitmiş 1918`esir düşmüştü. Babam Soma`ya yerleştikten sonra Alaplı`daki tüm hisselerini 3,5 Liraya kardeşlerine satmıştı.“

Sebahattin amca Soma`da Yüzevler camiinde namazı kılınarak belediye mezarlığında toprağa verildi. Adına verilen ölüm ilanında her ne kadar maden emeklisi diye yazılsa da Sebahattin amca 1965-1980 yılları arasında Almanya`nın Dortmund şehrindeki Kok Üretim Tesisleri`nde çalışmış ve 1980 yılında Türkiye`ye kesin dönüş yapıp İzmir-Dikili ve Soma üçgeninde yaşamına devam etmiştir.

Sebahattin amca sevdiğim, daima hoşgörülü, insan sevgisiyle dolu, insanların ve akrabalarının yüreğine güleryüzüyle taht kurmuş bir insandı. Yaşamın pozifif yönlerini görüp ailesine ve çocuklarına aktarabilen ender insanlardan biriydi. Toprağı bol olsun, devr-i daim olsun. İlhami YAZGAN / Köln 01.06.19

Kaynak: https://kdz-alapli.blogspot.com/2019/06/sebahattin-amcann-ardndan_2.html

 

 

  Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış

Diğer Yazıları


  • ALAPLI BEYİ “YAZICIZADE HACI HÜSEYİN BEY”İN HAZİN ÖLÜMÜ
    11-07-2025 | 18 : 19 53
  • POSBIYIK “BURADAN SÖZ VERİYORUM, 6. DÖNEMDE ATLISINI YAPACAĞIM”
    18-07-2025 | 16 : 06 54
  • UZUN MEHMET TORUNU Muhtarın, Kalbi Daha Fazla Dayanamadı
    04-08-2025 | 11 : 20 00
  • Ali Osman Baba’dan HACI BABA’YA…
    09-10-2024 | 11 : 02 03
  • Böyle Dolandırıcılık Görülmedi!
    19-11-2024 | 20 : 34 19
  • AKINCI “DELİLER” VE “PINARCIK-LILAR”
    21-09-2025 | 23 : 30 09
  • “TARİH DOĞA DERNEĞİ, EREĞLİ’NİN TÜRK İSLAM TARİHİNİ GÖZARDI ETMEMELİ”
    11-06-2025 | 22 : 26 50
  • AKTAŞ TÜRBESİ ve KAYYUMZADE ŞEYH ALİ EFENDİ
    19-08-2025 | 21 : 34 04
  • Ereğli'deki "Tek Göz”ler Kim-in Kim-e Mesajı?
    16-10-2024 | 19 : 33 03
  • TARİHİ GERÇEKLERİN “CAN”INI YAKAN “CANVER”
    30-12-2025 | 23 : 58 41
  • “El(Ler)İ-Niz Kurusun” “Cehenneme Çocuk Yetiştirin” E Mi!
    12-12-2024 | 12 : 38 23
  • POSBIYIK: “RECEP KAHYA MEZARI YAPTIRACAĞIZ, AMA ARAŞTIRMACILAR, FARKLI YERLERİ BELİRTİYOR!”
    19-06-2025 | 00 : 56 07
Tüm Yazıları

Köşe Yazarlarımız


  • Necdet Buluz
    Kuyumcuların döviz satma yetkisi yok
  • RECEP ÇETİN
    EREĞLİ’DE YAZILAN TARİHİ BİR ESER: “Kitâbü Bahri’l-Esved ve’l-Ebyaz”
  • Nedim Ceylan
    Türkiye’nin sunduğu hizmet kalitesine hayranı
  • Mehmet Can Ceylan
    Kapadokya kültür turizmi ile öne çıkıyor…
  • Naci Akın
    Bu dünyadan Cindoruk geçti..

Çok Okunan Köşe Yazıları


  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY

» Henüz BUGÜN Yazı Görünmüyor
  • Naci Akın
    Bu dünyadan Cindoruk geçti..
  • RECEP ÇETİN
    “KAYA BAŞI MEKTEBİ-1706”- “MUALLİMİ ŞEYH AHMED” VE SULTAN SÜLEYMAN CAMİSİ
  • RECEP ÇETİN
    EREĞLİ’DE YAZILAN TARİHİ BİR ESER: “Kitâbü Bahri’l-Esved ve’l-Ebyaz”
  • Necdet Buluz
    KKTC’de oteller boş kaldı…
  • Naci Akın
    Bu dünyadan Cindoruk geçti..
  • Nedim Ceylan
    Turizmciler endişeli…
GAZETE STAR
İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.

© gazetestar.com

  •   COVID-19
  •   Siyaset
  •   Gündem
  •   Ekonomi
  •   Dünya
  •   Kültür Sanat
  •   Spor
  •   Yerel
  • WEBTV
  • Yazarlarımız
  • Haber Ara
  • Arşiv
  • Tüm Haberler
  • Videolu Haberler
  • Tüm Makaleler
  • Foto Galeri
  • Günün Haberleri