
ŞEHRİMİZİN GELECEĞİ OLAN GENÇLERLE, YEREL TARİH VE TURİZM GEZİLERİMİZ-1
08 Aralik 2025 23:18:17
Recep ÇETİN
Kdz Ereğli çok zengin bir tarihe ve kültürler mozaiğine ev sahipliği yapan bir kenttir. Belediye Başkanı Halil Posbıyık ne diyor “KDZ EREĞLİ’Yİ GÖRMEDEN ÖLMEK, ÖBÜR DÜNYAYA EKSİK GİTMEK DEMEKTİR”. Biz de madem öyle bu çocukları uzun yaşatabilmek için bu şehri uzun uzun gezdirelim tanıtalım istedik.

İşte biz de madem öyle, ölmeden şu şehri bir kez daha gezelim ve bu şehrin geleceği olan gençlerimize şu güzel şehri tanıtalım dedik.

Çıktık gezi yolculuğumuza. Sabahın ilk saatinde Atatürk Heykeli önünde toplanan gençlerimize selam verdik ve hadi bismillah dedik.
- ALEMDAR GEMİSİ: “Gezimize nereden başlayalım” dediğimde, bir ses duydum “hocam bize önce şu Alemdar Gemisini ve orada ne yaşandığını anlat” dediler. “Tamam o halde, dönün arkanıza, istikamet Alemdar Gemisi” dedim.

Gemiye vardığımızda, Kdz Ereğli Belediyesi ekiplerinden birkaç arkadaş geldi, bayan arkadaş “size tanıtıcı videomuzu açayım” dedi. “Buyur o halde” dedik ve 15 dakikalık videoyu izledik. Yaşanan hadise hakkında bilgi aldık ve öğrencileri bilgilendirmiş olduk. Sonrasında öne geçip, “bakın oğlum burada şu bilgileri eksik kaldı” deyip “gemide, 1921 yılında şehit olan Recep Kahya’nın mezara defnedildiği 27.01.1921 gününü anlatmaya ve maalesef bu şehirde bu şehidimizin mezarının günümüze taşınamamasının hüznünü ve ayıbını yaşıyoruz” dedik.

Alemdar Gemisinde bir anı fotoğrafı çektik ve gemiden indik.
- AT KAPISI: Kdz Ereğli tarihi çok eski medeniyetlere milletlere intikal eder. Son dönemde Türkiye Cumhuriyetimiz ve Osmanlı Devletimiz bizi ve atalarımızı ifade eder. Daha geride Selçuklu ve diğer beyliklere ve ondan önce Bizans ve Roma’ya gider, tarihi. Herakleia Pontika, Megara ve Boetialılar dönemleri… Ve tabii ki daha geride Perslere kadar bile gider. Pontuslar, Bitinyalılar, Maryandinliler… Pers imparatorluğu, Darius ve Amastris , Klearchos, Trakya İmparatorlukları.. Neler neler var bu şehrin tarihinde. Vee, Tarihi kapıları.

ORHAN GAZİ VE BİR FETİH adlı kitabı çıkardığımda bana Roma’lı-Heraklealı yerel tarihçiler dediler ki “Yahu Recep, bu şehir o kadar güvenli bir şehirdir ki bu şehirde o kadar sağlam surlar vardır ki bu şehir surlarla çevrili ve abluka altına alınmıştır ki Osmanlı ve Orhan Gazi bu şehri nasıl fethedebilsin” dediler… “Edemezzz” dediler.. Ben de onlara “La gidin önümden, sizin surlarınızı da duvarlarınızı da geçilmez denilen kapılarınızı da atalarımız at üzerinde gelip geçtiler, atı alan Üsküdar’ı da geçti (İstanbul’u da fethetti) Kdz Ereğli’yi de” dedim. CENG ile değilse bile DENG ile bu şehir bizim atalarımıza geçti. Varsın siz hala deyin ki (Türkler burayı Bizans’tan para ile satın almış” deyin. Siz ne derseniz deyin ama bizim dediğimiz gibi bu şehirde Sultan Orhan Camisi, Sultan Orhan Mahallesi, Sultan Orhan Büstü önünüzde duruyor, bi bakın onlara.. Evet bu şehir Bizanslı tarihçi Pakymeres’e göre 1360 (ya da öncesi) Türkler tarafından fethedilmiştir. İşte şimdi biz de gittik o Türklerin alamazzz-geçemezzz dedikleri surların kapıların önüne. Gittik işte.
İşte şimdi M.Ö 5. - 6. Yy’lara tarihlendirilen SURLAR VE şehrin bir kapısı önündeyiz: AT KAPISI önündeyiz. Bir kez daha Türk İslam nesli-torunları, işte o surların o kapıların önündeyiz. Aslanlar gibi önümde Türk İslam evlatları. Bakın komutan (Endülüs’ü-İspanya’yı fethetmeye giden Tarık bin Ziyad gibi) nasıl da konuşuyor, ne diyor biliyor musunuz “gençler, arkanızda düşman gibi deniz var ve önünüzde deniz gibi düşman” diyen bir ümmetin neslisiniz, “bu topraklar son 1.000 yıldır bizim kontrolümüzde ve şimdi bu toprakların gelecekteki en azından 1.000 yılı daha bizim kontrolümüzde olacaksa, bu sizinle olacakkk, hadi herkes atlarını eyerlesin (başarılı bir geleceğinizle), yolumuza devam edelim” dedik.

Kdz Ereğli sahilindeki tarihi gezimize devam ederken, önümüzdeki bir anıtı gören bir gencimiz “abbooo hocamm bu neee” dedi. “Ne oldu oğlum” deyince bir ses daha geldi “hocam bu gözler bizi mi izliyor şimdi, bunlar ne böyle, bunlar illuminati mesajı mı” dedi. “Yani şimdi birileri bizi izliyor oldukları mesajını mı veriyor” dedi. Ben de “oğlum kör bir göz istemiş ama sen iki göz birden verdin” diye yanıtladım. “Ama hocam, bak buradaki mesaj, üç göz veriyor” dedi. “Yani buradaki mesajda sağdan-soldan-ortadan sizi izliyoruz-görüyoruz mu diyorlar” dedi. Ben bu konuda “sizin bu mesajları algılayışınıza şapka çıkarmaktan başka ne diyebilirim ki ama sizinle gurur duyuyorum” dedim ve “hadi geçin şu mesajcılara bir selam verelim, biz de geldik diyelim ve bi fotoğraf çekelim” dedim.


- HERKÜL VE KERBEROS: Şimdi de sahildeki yolumuz üzerinde HERKÜL VE KERBEROS köpeği anıtı önündeyiz. Yunan mitolojisinde de uzmanlığımız fena değildir. Eğer Yunan mitolojisi hakkında ve o mitolojideki yalan uydurma tanrılar hakkında bilgi sahibi olmasaydık, derdim ki “güç tanrısı Herkül önündeyizz”. Ama “evet, bu şekilde diyorlar” dedim. Ama “en büyük güç ve güçlü bu tanrılar yada yarı tanrı olarak önümüze sunulan heykeller ve izafe edilen kişiler değil” dedim. Bir ses duydum “hocam en büyük kim o halde” deyince “ALLAH U EKBER” dedim. “Siz her gün 5 vakit ezan sesinde kaç defa ALLAH U EKBER lafzını-sesini duyuyorsunuz” dedim. “Cevap veren ses: oohoo hocamm” dedi. Neyse ben yine bu heykele uğramışken size anlatayım bir mitolojik hikaye daha diyerek başladım, Yunan Mitolojisinde Tanrılar Tanrısı ZEUS var ya, işte o mitoljik (cinler-metafizik) alemin baş tanrısı addedilmiş ve bir gün İNSAN olan Alkmene adındaki kadınla cinsel münasebet yaşamış ve bu münasebetten doğan kişiye HERAKLES-HERKÜL demişler ve İNSAN-CİN(demon) karışımı-melezi bir varlık doğmuş ona (yarı Tanrı)Herkül demişler ve o Herkül’e ait bir hikayede şehrimizdeki Cehennemağzı Mağarasında (Hades tanrısı varmış ve bu Hades tanrısının, ve Hades olarak belirtilen cehennemin kapısında da KERBEROS diye bir köpek varmış, üç başlıklı diyorlar, işte o köpeği bu cehennemden yeryüzüne çıkarma gücünü gösteren de HERKÜL imiş. “ve işte bu hikaye, bu şehirde yaşanmış” denilerek “bu şehre, Roma döneminde HERAKLEİA adı verilmiş”. PEKİ, YUNANLILAR KENDİ MİTOLOJİLERİNE İNANIYORLAR MIDIR?

Sonra döndüm dedim ki “bakın oğlum, sizz öyle bir nesle aitsiniz ki atalarınız dedeleriniz geçilmez-aşılmaz denen o Roma surlarını geçmiş ve bu şehri fethetmiş ve Yunan mitolojisinin işte bu sahte yarı tanrı sıfatlı kahramanının nesli bile TÜRK İSLAM OSMANLI önüne çıkamamış ya da atalarımız atları üzerinde gelip bu şehri aldığında işte bu tanrılar ya yok-muş ya da yok-olmuş!”..
- EREĞLİ LİMANI VE KAFKAMETLER ANITI: Kdz Ereğli’de 19 Kasım 2023 günü yaşanan sel-fırtına ve sonucundaki afet, bu şehirde başka bir anıtın dikilmesine neden oldu. İşte o gün Ereğli Limanında herkesin gözünün önünde batan KAFKAMETLER adlı gemi, limana sığınmak istedi. Liman girişindeki mendirek önüne geldiklerinde, yardım isteyee isteyee, gömüldüler..


Burada yaptığımız konuşmada “Kafkametler anıtı bize göre sadece 2023 yılında Ereğli Limanında batan gemilerde vefat eden kişiler adına dikilmiş olmanın çok ötesinde, çünkü Ereğli Limanında tarih boyunca onlarca yüzlerce gemi batmış, sadece 2023 Kasım ayında 1 gemi battı ayrıca 1 gemide karaya vurmuştu. Daha önce 1939 yılında yine onlarca gemi aynı akıbeti kazayı yaşadı bu limanda ve büyük bir gemi MİLLET GEMİSİ battı bu limanda. Hani bir söz vardır ya, “KARADENİZDE GEMİN Mİ BATTI”, İŞTE BU SÖZ, BENCE ASLINDA “KARADENİZ EREĞLİ’DE GEMİN Mİ BATTI” DİYE ANLAŞILMALIDIR. “ Bu kadar acı bir tarihe sahip olan bir şehir ve liman yoktur” dedik ve Ereğli Limanında tarih boyunca batan çok sayıda kaza ve batan gemilerden bahsettik. Ve tabii ki 2023 yılında batan Kafkametler gemisinden de bahsettik ve o gemi battığında 12 kişilik mürettebatı ile batmıştı ama o günden sonra halen 7 kişisi gemiden de denizden de çıkarılamadı. Bulunamadı. Ve bizi dinleyen o gençler, “hocam Fatihalar okuyalım, dualar edelim” dediler. Okudular da..
- EREĞLİ MÜZESİ: Kdz Ereğli tarihinin en derin arşivi Ereğli Müzesi’dir. Bu müzede, arkeolojik eserler de var, kültür tarihimize ait eserler de var.



NİKE VE DİONYSIOS Tanrılarına ait izler bulunan Kuyu Bileziği adıyla belirtilen mermer eserin önünde durduk ve başladık yine Yunan Mitolojisindeki Tanrıların kimliği ve kişiliği üzerlerindeki bilgileri aktarmaya. Aktardık ama vakit yetiremedik. Çünkü müzede, Yunan Tanrılarına ait onlarca eser var.


♦ Üstte yer alan bu taşa özel ihtimam gösterdik. Çok özel bilgileri bu gençlerle paylaştık.
- MÜZEDE OSMANLICA MEZAR TAŞLARIMIZ: Orhan Gazi ile Kdz Ereğli’de varlığını başlatan ve sürdüren Türk İslam nesillerine ait, her köyümüzde sayısız mezar taşları vardı. Ama çok çeşitli nedenlerle yok edildiler. Ve şimdi elimizde kalan mezar taşları müzede sergileniyor. Bu taşlar üzerindeki ifadeleri okumaya çalıştık. Bu taşları köylerinizde tespit ederseniz, koruyun korutun diye talepte bulunduk.




- YUNAN FİLOZOFU HERAKLEİDES AİLESİNE AİT LAHİT: Kdz ereğli’nin eski adlarından olan Herakleia Pontike dönemine ait bir lahite de özel önem gösterdik. Yunan filozofu Herakleides ailesinin mezarı olan bu lahit hakkında bilgiler paylaştık.

- SAHİL BOYUNCA TESADÜF EDİLEN, ROMA DÖNEMİ LAHİTLERİ – İZLERİ: Kdz Ereğli sahil boyunda çok sayıda SÜTUN-LAHİT vb çok önemli tarihi doneler gördük. Açıklamalarda bulunduk. Adeta doğal müze gibi olan şehrimizin her adımı tarih kokuyor. Çok çeşitli medeniyetlere ait izler taşıyor.

- SARIKAMIŞ YOLUNA GİDERKEN ŞEHRİMİZDE RUS GEMİSİ TARAFINDAN BOMBALANARAK BATIRILAN ÜÇ GEMİ VE İÇİNDEKİ ÇOK SAYIDAKİ ŞEHİDİMİZİ ANIMSATAN ANIT


Kdz Ereğli’de “Bezm-i Âlem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa, 7 Kasım 1914’te Ruslar tarafından batırıldı. Bu gemiler KAFKAS cephesine yardım ve malzeme götürüyordu. 1. Dünya Savaşı tüm cepheleri ile azgınca devam ediyordu. Ve işte, Ruslar şehrimize kadar gelip, bizim gemilerimizin Kafkasya istikametine gitmelerini engelleyerek, bombalayıp batırmışlardı. Ve tabi Kafkasya’ya gönderilemeyen bu gemilerdeki yardımlar sonrasında cephede onbinlerce insanımızın şehid olunmasına neden olunmuştu. Bu gemiler eğer Kafkasya’ya varabilmiş olsalardı, 1. Dünya Savaşının seyri daha farklı olabilecekti. Ama olmadı ve şimdi Kdz Ereğli’de batırılan 3 gemimizde şehit edilen askerlerimizin anısını yaşatmak için dikilen bu anıtı biz de ziyaret ederek, bu tarihi bilgilerimizi canlandırmış ve geleceğimiz olan gençlerimize aktarmış olduk. Başları önlerine eğildi ama…
EREĞLİ MÜFTÜSÜ MEHMET ÇİMENOĞLU (1860-1949) VE TORUNU SEZAİ ÇİMENOĞLU: Ereğli Müzesine doğru giderken, yol kenarında gördüğümüz bir yer dikkatimizi çekti. Selam verdik ve içeri girdik. “Ben Ereğli’nin İLK Müftüsü Mehmet Çimenoğlu’nun torunu Sezai Çimenoğlu’yum” diye kendini tanıtan Sezai Bey ile tanıştıktan sonra küçük bir müze olarak düzenlediği mekanı hakkında kendisinden bilgiler aldık.


Sezai Bey bize “EREĞLİ’NİN İLK MÜFTÜSÜ DEDEM” dediğinde ama bu olamaz ki diye refleks verdim. Çünkü tarih boyunca KAZA hüviyeti olan EREĞLİ’nin tarihi belgelerini incelediğimizde Osmanlı dönemi boyunca çok sayıda Müftü ismi zikredildiğini belgeler üzerinden görmüştüm” dedim. Sonra yaptığım kısa bir araştırmada bu şifahi bilgilerin de (Zonguldak Diyanet) internet sitesinde bulunduğunu tespit ettim. Orada da gördüm ki EREĞLİ MÜFTÜLERİ listesi tespit edilmeye başlandığında 1900 yılı esas alınarak listenin başlatıldığını gördüm. Bu arada Rıdvan Çimenoğlu ile yapılmış bir röportajda vermiş olduğu şu cevabı da ekleyelim: “1925 yılında Ereğli’de doğdum. Esas 1341 Hicri. Futbol sahasının yanında Beyçayırı’nda evimiz vardı. Orada doğdum büyüdüm. O zamanlar oralarda çok ev yok. Bizimkinden başka Mehmet Bey’lerin evi vardı en dipte. Bizim evin yanında MEDRESE vardı. Çınar ağaçları vardı. Babam Mehmet Çimenoğlu ABDİ Köyü’nden. ‘Ben mektebe gideceğim.’ demiş. İstanbul’da Saray’da memur olarak çalışan akrabalarımızın yanına gitmiş ve Sultanahmet’teki Medrese’de okumuş, mezun olmuş. O dönemde Ereğli Müftüsü vefat etmiş sanırım. O sebeple babamı Ereğli’ye Müftü olarak atamışlar. Merkezde yazıhanesi vardı. Annemin adı Hatice. O da Ereğli’li. Orhanlar mahallesinden. Ağabeylerim vardı; Suat ve Nuri Çimenoğlu. Hatice isimli de bir ablam vardı.”…
(Sezai Bey’in babası) Rıdvan Çimenoğlu ile şahsımın yaptığı bir röportajda (08.09.2015-Hakimiyet) demişti ki “Ormanlı’dan olan DP Milletvekili Suat Başol’un (Süleymanlar Okulunda) öğrencisiydim” .. “Hatta. Suat Başol’un babası Eyüp Sabri ile benim babam (Ereğli Müftüsü Mehmet Çimenoğlu) Fatih Medresesinde beraber okumuşlar. Eyüp Sabri öğretmen olmuş. Yine, Eyüp Bey ile Müftü olan babam Mehmet Bey, babamın müftülük yazıhanesinde beraberce Cuma Namazı Vaazı hazırlamışlar. Vaaz hazırlarken, Atatürk’ün gönderdiği talimatlar da olurmuş ki onları da dikkate almışlar. Hatta babam, Kuvayı Milliye’nin Ereğli’de ilk duasını yapmış” demişti..
Daha önceki yıllarda (Osmanlı dönemi içinde) kentimiz tarihinde, Müftülerinin tespitini yine Kdz Ereğli Müftülüğünce Osmanlı Arşiv belgelerinden tespiti sağlanacaktır diye umuyorum. Mesela ben bir örneklik edeyim ve başka bir müftüden bahsedeyim. Bu belge 1895 yılına ait.

Belgeye göre “Ereğli’de bir medrese inşa edileceği, tedrisi ulum etmek üzere Ereğli’ye Bayezid Cami’i şerifi dersiamlarından Karaağaçlı HÜSNÜ EFENDİ, Müftü olarak tayin edilmiştir” denilmektedir.
Bu arada aklımıza gelmişken tekrar belirteyim ki Sezai Çimenoğlu’nun “EREĞLİ’NİN İLK MÜFTÜSÜ DEDEM” demesi gibi Buket Müftüoğlu’nun da sık sık dile getirdiği gibi “EREĞLİ’NİN İLK BELEDİYE BAŞKANI BENİM BÜYÜK DEDEM” demesi ve böyle bilmesi de Belediye gibi Kaymakamlık gibi Müftülük gibi resmi kurumlarımızın “arşiv çalışmaları yap(tır)arak” bu gibi hatalı ifadelerin önüne geçmemesinden kaynaklanmaktadır diyebilirim.

Sezai Çimenoğlu’nun mekanında da adeta kültür müzesi hüviyeti gördük. Mekanda yok yok. Mesela tencereler tavalar tabaklar daha onlarca geçmişe ait ev araç gereçleri gördük ki her biri ayrı bir konu anlatımı gerekecektir. Bu konuda ayrı bir çalışma yapmamız zorunluluğu doğduğunu da buradan belirtelim.
Hele ki duvara bağlı tutulan şu mobilyada ne tarihi şişeler ve içerikler var. Eski evlerin şifahane dolabı gibi duruyor ama daha da ötesi olduğunu düşünüyoruz. Her gizem orada duruyor olabilir.
OOFFF OOFF.. DAHA NE ANLATALIM.. YARIM GÜNLÜK GEZİMİZ GÖSTERDİ Kİ BU ŞEHİR “GİZ”LERİN “GİZEM”LERİN ŞEHRİ…BU ŞEHİR “KÜLTÜRLERİN” “TARİHLERİN” ŞEHRİ.. BU ŞEHİR ARKEOLOJİNİN TANRILARIN ŞEHRİ.. BU ŞEHİR ÇOK SAYIDA DEVLETİN MİLLETİN ŞEHRİ OLMA KONUMUNU YAŞAMIŞ BİR ŞEHİR.
AMA İŞTE BU ŞEHİR HZ MUHAMMED SONRASINDA SEYYİDLERİN ŞEHRİ OLMUŞ, HACI BABA’LARIN, SELATİN-İ CAMİLERİN ŞEHRİ OLMUŞ.. HADİ BİR SONRAKİ GEZİMİZİ VE YAZIMIZI BUNLARA AYIRALIM. Ama Haşim Çakır’a, Şennur Aslan’a, Hülya Çataklı’ya ve tabii ki bu gezimize iştirak eden tüm gençlerimize özellikle teşekkür ederim.
BİR SONRAKİ GEZİMİZDE DE YİNE İZLENİMLERİMİZİ YAZACAĞIZ… BEKLEYİN..





